Gaz sancısı, hazımsızlık, bağırsak spazmı, bulantı
Safra kesesi ve böbrek sorunları, romatizma, solunum sistemi hastalıkları, dolaşım bozuklukları
Yara iyileştirici, ağrı kesici, cilde kan çekici ve antiseptik özelliklidir. Romatizmada dıştan ovularak kullanılır.
Koklamam yoluyla lavanta yağının ferahlatıcı, mutluluk duygusu verici, uyku düzenleyici, stresi azaltıcı, spazm ve kasılmaları çözücü, Alzheimer hastalığında bunamaya karşı önleyici, öğrenmeyi hızlandırıcı, yanıkları da iyileştirir.
Kekik yağı ile bir pamuğa damlatılarak ağrıyan dişin üzerine bastırılırsa ağrıyı giderir.
Bebeklerin gaz sancılarına karşı hazırlanan aromatik suların karışımına ilave edilir.
Spazm çözücü özelliği vardır.
Nasır tedavisinde nasırlara direkt olarak uygulanır.
Hazımsızlık, öksürük, ateş
Hazımsızlık, öksürük, bronşt
Gut, ağrı, bronşit, halsizlik, soğuk algınlığı, migren, depresyon, sivrisinek kovucu
Ateş, akne, tansiyon, yara
Boğaz ağrısı, öksürük, bronşit, sinüzit, cilt enfeksiyonları
Hazım sorunları, menopoz, oburluk, bulantı, kabızlık, ,ktidar zorluğu
Yanıklari kesikler, böcek sokmaları, yaralar, egzama, dermatit, baş dönmesi, baş ağrısı, enfeksiyonlar, sivilce, astım, damar sertliği
Altı damla uçucu yağ bir kase sıcak veya soğuk suya damlatılr. İçine bir bez basılır ve tedavi gereken bölgeye bastırılır. Soğuk kompres ile alın, şakak ve enseye uygulanarak baş ağrısı, şişlikler, sıcak kompres ile ise adale ağrısı ve kramplar giderilir.
50 ml saf suya 50 ila 75 damla uçucu limon yağı ilave edilir. Bir sprey şişesinin içine konulan bu karışım çalkalandıktan sonra sıkılırsa kapalı mekanlarda hoş bir koku oluşturur.
100 ml saf suya 20 ila 30 damla uçucu limon yağı damlatılır. Hafifçe çalkalanır. Birkaç gün karanlık ve serin bir yerde bekletilir. Bu suya uçucu yağın suda çözünen bileşikleri geçerek cilt bakımı ve temizliği için harika bir karışım oluşur. Bu karışım ayrıca akne, dermatit ve egzamayı iyileştirmek için kullanılır.
Sağlık ve kozmetik alanında pek çok üründe kullanılan, cilde dinçlik katan, antioksidan deposu olan ve kolesterol seviyesini düşüren üzüm çekirdeği son yılların “doğal sağlık iksiri” oldu.
Üzüm çekirdeğinin bilinen en güçlü etkisinin antioksidan özelliği olduğunu söyleyen araştırmacılar, 25 yaşından sonra vücudun antioksidan üretiminin yavaşladığını belirttiyor. Bu yavaşlamanın yol açtığı hastalıkların önüne geçmek için üzüm çekirdeğini tavsiye eden uzmanlar, üzüm çekirdeğinin zayıflamış kan damarlarını güçlendirip normal sağlığına döndürebilen bir yapıya sahip olduğunun vurguluyor.
Uzmanlar, üzüm kabuğunun ve çekirdeğinin mideye zarar vermeden, sindirimi hızlandırdığını ve bağırsak sisteminin çalışmasını düzenlediğini belirtiyor. Kuru üzümün akciğer hastalıklarına, unutkanlığa, kansızlığa ve baş ağrısına iyi geldiği yapılan araştırmalar ile kanıtlanmış. Konuyla ilgili uzmanlar kansere karşı bol bol taze üzüm yenilmesini önermektedir. Aynı şekilde taze üzümün dizlerdeki kireçlenmeyi önlediği, koruk üzüm (ekşi üzüm) suyunun, kalp rahatsızlıklarına ve ülsere iyi geldiği bilinmektedir. Faydaları bununla bitmeyen üzümün cildi güzelleştirerek, sivilceleri yok ettiği de klinik deneyler ile sabittir.
Üzüm çekirdeği kozmetik alanında krem, şampuan, sabun yapımında kullanılıyor. Türkiye’de üzüm çekirdeği içeren ürün satışını gerçekleştiren kuruluşlar özellikle anti-ageing kremlere kadınların ilgisinin yoğun olduğunu söylüyor.
İlk olarak 1947′de Bordeaux Üniversitesi’nde Emekli Tıp Profesörü Fransız Jack Masquelier tarafından tesadüfen öğrenilen bilgi sonucunda keşfedilen üzüm çekirdeğinden 1950′de ilk damar koruyucu ilaç yapıldığı biliniyor.
Orjinal Adı: Anethum graveolens
Diğer Adları: Durakotu, Tarhanaotu, Tereotu
Bilgi: Maydanozgiller familyasındandır. Akdeniz havzası kökenli, bir ya da ikiyılIık dayanıklı otsu bitki olup ükemizde yaygın olarak yetişir. 60 cm. kadar boylanabilir. Gövdesi yeşil ya da mavi-yeşil renkli, yuvarlak kesitli, içi boş ve bir ana gövdeden dallara ayrılan yapıdadır. Hoş kokulu, iplik gibi ince yapılı ve tüylü olan yeşil ya da mavi-yeşil yaprakları; yaz ortalarında 20 cm. kadar genişlikte şemsiyeye benzer salkımlar oluşturarak açan sarımsı renkli, hoş kokulu minik çiçekleri vardır. Oval biçimli, yassı ve esmer kahverengi küçük tohumları (meyvesi) da hoş kokulu olur. Bitki, tohumlarıyla çoğalır.
Dereotunun tıbbi bakımından en önemli bölümü olan tohumları, bileşiminde karvon: limonen adlı maddeler bulunan % 4 oranındaki uçucu yağ ile ayrıca pektin, reçine ve bazı mineralleri içerir. Bu tohumlar aynen ya da ezilip baharat olarak bazı yemek ve besinlere katılır. Bitkinin yaprakları, çeşni vermesi için, yemek ve salatalara konur.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı Besin ve ilaç olarak bedene yararlı nitelikleri ta Eski Mısırlılar zamanından beri bilinen dereotunun tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece sıralanabilir:
• Sinirleri yatıştırır ve bedeni rahatlatır.
• Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. Özellikle küçük çocuklarda gaz söktürücü etkisi önemlidir.
• Sindirimi kolaylaştırır. Karın ağrılarına iyi gelir.
• Mineral yönünden zengin olduğu için tuzsuz rejimlerde yer alır.
• Hıçkırığı kesici etkisi vardır.
• Süt bezlerini uyardığından emzikli annelerde süt gelişini artırır.
• Kusma refleksini bastırır.
Bütün bu etkilerini sağlamak üzere, tohumları iyice olgunlaşmadan önce bitki kesilip çok sıkı olmayan demetler halinde bağlanarak kurutulur. Tohumları iyice olgunlaşıp renkleri esmer kahverengine dönüşünce yere temiz bez ya da kâğıt serilip üzerinde demetler dövülerek tohumlarını dökmesi sağlanır. Bu tohumlardan 1-2 tatlı kaşığı alınarak hafifçe ezilip üzerine 1 bardak kaynar su dökülür ve 10-15 dakika süreyle demlendirilir. Yemeklerden önce bu infüzyondan birer bardak içilir.
• Dereotu nefesin kötü kokusunu temizler. Bunun için tohumları ağızda çiğnenir.
Zambakgiller familyasından; çalı veya yarı çalı halinde odunsu, çoğu sarılıcı, bazı türleri de otsu olan Asya, Afrika ve Akdeniz bölgesinde yetişen bir bitkidir. Yaprakları pul gibi ve almaşık dizilişlidir. Çiçekleri küçüktür. Renkleri yeşilimsi veya beyazdır. Meyveleri üzümsüdür. 150 kadar türü vardır. Tıbbi kuşkonmaz Trakya ve Doğu Anadolu’da yabani olarak yetişir. Çiçekleri sarımsı yeşildir. Meyvesi kırmızıdır. Kök ve rizomlarında şekerler, mannit, koniferin, asparajin A ve C vitaminleri vardır. Hekimlikte toprakta sürünen gövdesi, kökü ve tomurcukları kullanılır. İlkbahar aylarında toplanıp kurutulur.
* Kalp hastalıklarından doğan ödemleri giderir.
* İdrar söktürür.
* İdrar yollarını temizler.
* Sinirleri kuvvetlendirir.
* Kanı temizler.
* Karaciğer ve böbreklerin muntazam çalışmasını sağlar.
* Karaciğer şişliğini indirir.
* Dalak hastalıklarında faydalıdır.
* Zihin yorgunluğunu giderir.
* Sivilce ve egzamanın iyileşmesinde yardımcı olur.
* Kandaki şeker miktarını düşürür.
* El ve ayaklarda görünen şişlikleri indirir.
* Bel soğukluğu böbrek ve mesane iltihabı olanlarla, çok sinirli kimselerin kullanmaması gerekir.
Bağırsak ve midenizdeki gazları giderir.
Mide bulantısına son verir.
Hazım sisteminin düzenli bir şekilde çalışmasına yardımcı olur.
Göğsü yumuşatır.
Astım hastaları için kullanılır/yararlıdır.
Adaçayı kan dolaşımını hızlandırmaya yardımcı olur.
Cildin elastikiyetinin artmasında ve hücre yenilenmesinde büyük payı vardır.
Sivilce Tedavisindede kullanılabilir.
Enginarın toprak üstünde bulunan organları bir yıllık, toprağın altında bulunan bölüm (kök kısmı) ise çok yıllıktır. Bulunduğu bölgede (yerde) 9-10 yıl boyunca durabilir ve ürün verebilir. Sofralarımızı süsleyen bu bitkinin besin değeri çok yüksektir. Bir çok sebzeden fazla karbonhidrat ve protein içerir. İçerisinde A, D, D2, B6 ve C vitaminleri bulundurur.
Bildiğiniz gibi Enginar Cynarin içerir ve bu sayede safra kesesi ve karaciğerde biriken nikotin, yağ ve alkolün dışarı atımında büyük rol oynar. Ayrıca vücuttaki kolesterol ile amonyak seviyesini azaltır.
İçerisinde bolca A ve B vitamini içerdiğinden dolayı atardamar kireçlenmesini engellemekte ve Safra kesesi rahatsızlıklarını gidermektedir. Bunların dışında; Ateş düşürücü, vücut kuvvetlendirici ve iştah açıcı özelliğide vardır. Cinsel gücü arttırmasıda bilinen özelliklerindendir. Romatizma, sarılık, ishal hastalıklarına ve sinirlere de iyi gelir.
Ilık iklimde yetiştirilen tür sebzedir. -5 ve -6 Derecedeki sıcaklıklar toprağın üstünde bulunan bölümü tamamen ve kısmen donar. Kuru ve sıcak havalar ise başlarının açılmasına etki eder ve bu yüzden yeme kalitesini düşürür. Enginardan en iyi verim alınabilecek hava ise bulutlu ve serin devrelerdir.
Kantaron Otu; A ve C vitaminlerinin yanı sıra çeşitli mineraller bakımından da zengin bir bitkidir. Kırmızı, Mavi ve sarı renklerde çiçek açan bu ot daha çok ılıman iklimlerde yetiştirilir. Sarı kantaronun bir özelliği daha çok sinirsel rahatsızlıklara iyi gelir, kırmızı ise sindirim sistemi ve mide rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.
Kantaron otuyla yapılan çay vücudun kuvvetini arttırır. Hastalıklarda ise nekahat dönemini kısaltır. Yaraların iyileşme dönemini kısaltır. Hazım kolaylığı için kullanılır, iştah açar ve mide ağrılarını hafifletmeye yardımcı olur. İsale iyi gelir, ateş düşürücü özelliği vardır ve astım hastalığında faydalıdır. Mide ülseri, damar sertliği ve akciğer rahatsızlıklarında faydası görülmüştür. Balgam sökücü özelliği bulunan bu bitkinin; uykusuzluk, korku ve gerginlikte, Sinirsel altını ıslatmalarda da yararı vardır.
Kadınlar için ise; Menopoz şikayetlerini ve adet sancılarını azaltır ve Depresyona iyi gelir.
Bu bitkilerin genellik kök bölümü kullanılır. Kantaronun zeytinyağında bekletilmesi ile elde edilen Kantaron Yağı da özellikle romatizma, siyatik ağrıları ile bel ve sırt ağrıları için masajla birlikte kullanılır. Ayrıca ortaya çıkan bu yağ yanıklara da faydalıdır.
Uyarı: Kantaronu hamilelikte kullanmak tavsiye etmiyoruz ve ayrıca her durumda aşırı kullanımdan kaçınmalıdır.