Ebegömecigiller (Malvaceae) (eskiden Tilaceae) familyasından 40 m kadar boylanan ağaç nadir olarak da çalı durumunda olan ıhlamur türü.
Tepe seyrek, geniş ve yuvarlakçadır. Yaşlı gövdeler koyu renkte, kabaca yırtılmış, kazık kök güçlü, yan kökler uzun, yeni sürgünler önceleri tüylü, parlak, zeytin yeşili ya da kızıl kahve rengindedir.
Yapraklar 6-12 cm uzunlukta, çarpık yumurta ya da yuvarlakça yürek biçiminde, kenarları düzenli ve keskin dişli, ucu sivri, üst yüzü koyu yeşil, bütün yüzde ya da damarlar üzerinde sade ya da beze tüyler bulunur. Alt yüzü mavimsi yeşil, tüylü ya da çıplaktır. Damar açılarında beyaz tüyler bulunur. Yaprak sapı 2-5 cm uzunlukta tüylüdür. Yapraklar sonbahar’da altın sarısı bir renk alır.
Çiçekler sarımsı beyaz renkte olup 3-17 çiçekli, sarkık yalancı şemsiye kuruluşunda, kuruluşlar yeni sürgünlerin yaprak koltuklarında bulunur. Çanaklar 5 parçalı, uzunca yumurta biçiminde, kenarları uca doğru tüylüdür. Taçlar ters uzunca yumurta biçiminde, olup 5-12 cm uzunluktadır. Meyve yuvarlakça, odunlaşmış, sert kabuklu olup kabuk üzerinde 4-5 tane, uzunca çıkıntı bulunur.
Tohum koyu boz kahverenginde, yumurta biçiminde, çenekler el görünüşünde, uzunca ve sivri dilimlere ayrılmıştır.
Türkiye’de Rize, Trabzon, Artvin ve Çanakkale civarında doğal olarak bulunur.
Dr. Kaçar, bitkinin mutluluk hormonu olarak adlandırılan “seratonin”in yanı sıra vücudun kendini iyi hissetmesi için gerekli olan “dopamin” ve “norepineprin” hormonlarının salgılanmasını da yan etkisiz olarak teşvik ettiğine dikkati çekti. “Hypericin”in uyku esnasında kişide “derin düşünce, meditasyon, memnuniyet verici ve yaratıcı düşüncelerin çoğalmasını sağladığını” ifade eden Dr. Kaçar, bu maddenin bazı bakterilere karşı da antibakteriyel etkiye sahip olduğunun belirlendiğine değindi. Bitkinin, Avrupa ve ABD’de preparat haline getirilerek birçok hastalığın tedavisinde yaygın olarak kullanıldığını dile getiren Dr. Kaçar, Türkiye’de 9 çeşidi bulunan ottan henüz ilaç olarak yararlanılmadığını, halk arasında genelde çay olarak tüketildiğini vurguladı.
Dr. Kaçar, şöyle konuştu: “Bu bitkinin rastgele toplanması ve bilinçsizce tüketilmesi, sağlık açısından risklidir. Çünkü ağır metaller arasında ilk sıralarda yer alan kadmiyum, yol kenarlarında yetişen kantaronun bünyesinde yoğun olarak bulunmaktadır. Buralardan toplanacak kantaronun, şifadan çok kanserojen etkisi vardır. Bu nedenle kantaron temiz bölgelerden toplanmalıdır. Bu bitki, ülkemizde genel olarak çay olarak tüketiliyor. Bu tüketimde de, belirli bir dozajın aşılmaması gerekiyor. Yani, günde en fazla 1 fincan içilebilir. Aşırı içilmesi, özellikle açık tenli kişilerde ışığa duyarlılık, ciltte kızarıklık, döküntü gibi yan etkilere neden olabilir.”
Akdeniz mutfağının lezzetlerinden kereviz, içerdiği maddeler sayesinde sinirliliği önlüyor. B vitamini, demir ve kireç yönünden zengin olan kereviz şeker, yüksek tansiyon ve romatizma hastalıklarına da iyi geliyor. Uzmanlar düş kırıklığı çekenlerin kereviz ve havuç yemesini tavsiye ediyor. Salatası, çorbası, zeytinyağlı yemeği yapılarak tüketilebildiği gibi, yemeklere kendine özgü bir lezzet de katan kereviz, içerdiği değerlerle alternatif tıpta birçok hastalığın tedavisinde de kullanılıyor. Yaprak ve kök kerevizi olarak iki çeşidi bulunan ve anavatanı Güney Avrupa olan kereviz, deniz havası alan rutubetli yerlerde yetiştiyor ve soğuk havada kolayca don tutuyor.
Uzmanlar, lezzeti ve besin değerinde kayıp meydana gelmemesi için kereviz alırken don yememiş olmasına özen gösterilmesi gerektiğini belirtiyor. Kerevizin içeriğindeki ’sedanonik anhidrit’, ’sedanolin’, ‘limonen’, ‘palmitik asid’ ve ‘gayakol’ gibi maddeler sayesinde zihinsel yorgunluğun giderilmesine iyi geldiğini kaydeden uzmanlar ayrıca B vitamini, demir ve kireç içeren kerevizin, unutkanlığı ve sinir yorgunluğunu giderdiğini ifade ediyorlar. Uzmanlar idrar söktürücü özelliğe de sahip bulunan kerevizin, böbrek taşı ve kumlarının düşürülmesine yardımcı olduğunu, şeker, yüksek tansiyon ve romatizma hastalıklarına da iyi geldiğini kaydediyorlar.
Zencefil, mide bulantısı, şişkinlik ve kolik gibi sindirim problemlerine karşı başarıyla kullanılabilir. Yolculuk kusmalarına karşı etkilidir. Antiseptik etkisi sayesinde, mideye bağırsak enfeksiyonlarına ve hatta gıda zehirlenmelerine karşı kullanılabilir. Zencefil kandolaşımını uyarır ve böylece kanın yüzeysel bölgelere de rahatça ulaşmasını sağlar. Bu etkinliği sayesinde donuklarda, ısınmayan el veayakların ısıtılmasında çok önemli görevler üstlenebilir. Aynı zamanda yüksek kan basıncını da normalleştirebilir. Terletici ve ateş düşürücü etkileri vardır. Öksürük, grip, soğuk algınlığı ve öteki solunum yolları hastalıklarında, ısıtıcı ve yatıştırıcı etkiye sahiptir.
Ayrıca iştah açar ve kabızlığa karşı kullanılabilir. Nasıl ve Nerede Kullanacağız? Zencefil çayı olarak: Değirmende inceltilmiş yarım tatlıkaşığı zencefil, bir bardak dolusu soğuk suya eklenir, hafif ısıda kaynama derecesine kadar ısıtılır, 5-6 dakika hafif ısıda kaynatılır ve süzülür. Gerektiğinde bir bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan içilir. Özellikle zayıf ve sinirsel etkiye açık mideler için çok yararlı bir bitkidir. Zencefil, mide ülseri olanların bile kullanabileceği özelliktedir.
Zencefilgiller familyasından anayurdu Hindistan ve Malezya olan etli rizomlu bitkidir.
Baharat olarak kullanılır. Tıbbi zencefilin tropik ülkelerde kültürü yapılır.
İştah açar.
Mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür.
Kusmayı önler.
İshali keser. Bağırsak bozukluklarını giderir.
Soğuk algınlığında çabuk iyileşmeyi sağlar.
Bedeni ve zihni gücü artırır.
Cinsel istekleri kamçılar.
Kullanılması:
a) Araştırmalara göre; yapılan araştırmalarda ispatlanmıştır ki Zencefil kökü tozu, başta kusma, kinesiyaya (vapur, gemi, araba, uçak, tren vb vasıtaların sebep olduğu kusma, bulantı, kırgınlık ve baş dönmesi gibi rahatsızlıkların) etkili olduğu tespit edilmiştir.
b) Komisyon E’nin 05/05/1988 tarih 85 nolu ve 13/03/1990 tarih ve 50 nolu Monografi bildirisinde hazımsızlık ve kinesiya rahatsızlığına (seyahat hastalığı) karşı etkili olduğu beyan edilmiştir.
c) Homeopati’de; Zencefil kökünden elde edilen tentürün başta burun deliklerinin kuruması, öksürük, astım, romatizma, hazım rahatsızlıkları ve gırtlak ağrısına karşı etkili olduğu iddia edilmektedir.
d) Aroma tedavisi; Zencefil yağı başta ara doku iltihapları, bademcik iltihapları, iştahsızlık, dermansızlık, hazım rahatsızlıkları (şişkinlik ve kabızlık) seyahat hastalıkları (kinesiya) ve iktidarsızlığa karşı kullanılır.
e) Halk arasında; kusma, bulantı, baş dönmesi ve kırgınlık gibi seyahat sırasında çıkan rahatsızlıklar ile hamile kadınlarda kusma, baş ağrısı, migren, kramp, cinsel yetersizlik (iktidarsızlık), kokuşma, şişkinlik, kabızlık, grip, ishal ve terleme gibi rahatsızlıklar, mide ve karaciğer üşütmesi ve de kanı temizlemek ve inceltmek için kullanılır.
Açıklama: Kimyasal ilaçlarla (dimenhydrinat) ve Zencefil tozu ile ayrı ayrı gruplarla kinesiya hastaları üzerinde yapılan deney ve test sonuçlarından Zencefil tozunun hiçbir yan tesirinin olmadığı ve hastaları iyileştirdiği oysa kimyasal ilaçların hastaların merkezi sinir sistemine zarar verdiği görülmüştür.
Zencefil Çayı: Bir kahve kaşığı ince kıyılmış Zencefil kökü demliğe konur. Üzerine 300-400ml kaynar su ilave edilerek 8-10dk demlenmeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir. Zencefil kökü çok acıdır. Bu nedenle genellikle diğer şifalı bitkilerle karıştırılarak çay harmanı yapılır.
Çay Harmanları:
Baharatı: Zencefil kökünden elde edilen toz veya eter yağı pasta, çorba, sulu yemekler, etli yemeklere aroma ve tat verici olarak katılır.
Homeopati’de: Zencefil kökünden 20gr ince kıyıldıktan sonra bir şişeye konur ve üzerine 80ml %70’lik Alkol ilave edilerek 4-6hafta bekletilir. Sonra süzülerek Homeopati’de <<Zingiber>>ismi ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-5defa 10-15damla alınır.
Hastalığın belirtileri (semptom):
1) Mide ağır, sanki taş doluymuş gibi
2) Başa kan hücumu nedeniyle baş ağrısı ve migren
3) Baş ağırmış gibi hissedilmesi
4) Eğilince başın içi yere düşecekmiş gibi hissedilmesi
5) Astım ve gırtlak altı yanması
6) Burun kuru hissedilir ve tıkanıksa
7) Burunda kaşıntı olursa
Bu gibi hallerde Zencefil tentürü kullanılır.
Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur fakat acı olması nedeniyle fazla kullanılamaz.